28 Kasım 2008 Cuma

CAN YÜCEL' DEN




En uzak mesafe ne Afrika'dır,

Ne Çin, Ne Hindistan,

Ne seyyareler

Ne de yıldızlar geceleri ışıldayan…

En uzak mesafe iki kafa arasındaki mesafedir..

Birbirini anlamayan...



-----@@@@----


Bilmelisin ki...

Duvarda asılı diplomalar insani insan yapmaya yetmez.


Bilmelisin ki...

Aşk kelimesi ne kadar çok kullanılırsa, anlam yükü o kadar azalır.


Bilmelisin ki... Karşındakini kırmamak ve inançlarını savunmak arasında çizginin nereden geçtiğini bulmak zor.


Bilmelisin ki...

Gerçek arkadaşlar arasına mesafe girmez. Gerçek aşkların da!


Bilmelisin ki...

Tecrübenin kaç yaşgünü partisi yaşadığınızla ilgisi yok, ne tür deneyimler yaşadığınızla var.


Bilmelisin ki...

Aile hep insanın yanında olmuyor. Akrabanız olmayan insanlardan ilgi, sevgi ve güven öğrenebiliyorsunuz. Aile her zaman biyolojik değil.


Bilmelisin ki...

Ne kadar yakın olursa olsunlar en iyi arkadaşlar da ara sıra üzebilir. Onları affetmek gerekir.


Bilmelisin ki...

Bazen başkalarını affetmek yetmiyor. Bazen insanın kendisini affedebilmesi gerekiyor.


Bilmelisin ki...

Yüreğiniz ne kadar kan ağlarsa ağlasın dünya sizin için dönmesini durdurmuyor.


Bilmelisin ki...

Şartlar ve olaylar, kim olduğumuzu etkilemiş olabilir. Ama ne olduğumuzdan kendimiz sorumluyuz


Bilmelisin ki..

İki kişi münakaşa ediyorsa, bu birbirlerini sevmedikleri anlamına gelmez. Etmemeleri de sevdikleri anlamına gelmez.


Bilmelisin ki...

Her problem kendi içinde bir firsat saklar. Ve problem, fırsatın yanında cüce kalır.


Bilmelisin ki...

Sevgiyi çabuk kaybediyorsun, pişmanlığın uzun yıllar sürüyor.




26 Kasım 2008 Çarşamba

MASALLAR-1

Cesaretin Bittigi Yerde Esaret Baslar...

Bir Hint masalina gore, kedi korkusundan devamli endise içinde yasayan bir fare vardir.

Büyücünün biri fareye acir ve onu bir kediye dönüstürür.
Fare, kedi olmaktan son derece mutlu olacagi yerde bu kez de köpekten korkmaya baslar. Büyücü bu kez onu bir kaplana dönüstürür.

Kaplan olan fare, sevinecegi yerde avcidan korkmaya baslar.Büyücü bakar ki, ne yaparsa yapsin farenin korkusunu yenmeye imkan yok. Onu eski haline döndürür Ve der ki, "Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüregi var. O yüzden ben sana yardim edemem."

Ünlü yazar Shakespeare, bu konuda söyle diyor :"insanlarin çogu kaybetmekten korktugu için sevmekten korkuyor.. Düsünmekten korkuyor, sorumluluk getirecegi için. Konusmaktan korkuyor, elestirilmekten korkttugu için. Yaslanmaktan korkuyor, gençligin kiymetini bilmedigi için. Unutulmaktan korkuyor, dünyaya iyi bir sey vermedigi için. Ve ölmekten korkuyor, aslinda yasamayi bilmedigi için."

25 Kasım 2008 Salı

DEĞİŞİM




Değişikliklerin kadını değilim taşıdığım burcun aksine. Sanırım seçimlerim şu ana kadar beni yanıltmadı.
Mesela arkadaşlıklarım, hepsi çok eskiye dayanır, yeni birisiyle yeni bir başlangıç hep korkutur beni, çok yavan kalır diğerlerinin tadının yanında o yüzden hep sıradan kalır onlar, gerçek dost olarak kabul görmezler tarafımdan.

Çok farklı mekanlara gitmek hiç tercihim olmaz, severim yıllardır aynı mekanları dolaşmayı, o mekanlarda tanınmayı ve özel hissedilmeyi.

Değişimi bazıları cesaret olarak görüyor, daha geçen gün saçlarını ani bir kararla kısacık kestirip civciv sarısına boyatan arkadaş için çok çok cesurca davranmış denildi. Bu durumda 10 küsür senedir hiç değiştirmediğim saç şeklim ve rengim beni korkak yapıyor.
Bunu ciddi ciddi düşündüm, evet hayatımda, alışkanlıklarımda değişiklik yapmıyorum, kabul ediyorum ama korkaklığı asla.
Ben herşeyi seçerken, eşi, dostu, sevgiliyi, kitabı, çantayı hep doğru olanı seçiyorum, bana uyan, beni tamamlayan, beni anlayan, beni yarı yolda bırakmayan, kısacası kendim için en ideali seçiyorum ve değiştirme ihtiyacı duymuyorum.Doğru olanda bu değilmi zaten, sahip olmaktan mutlu olduğun herşeye sıkı sıkı sarılmak, onu hiç değiştirmeden ve kaybetmeden.

HAYALLER

Hani diyorum, bugün çok özel bir gün olsa, sayısaldan 10 milyar para kazansak, bütün dertleri unutsak hiçbir sıkıntımız, çekincemiz, korkumuz kalmasa hayattan.''Parayla saadet olmaz'' diyenlere inat bir elimiz yağda bir elimiz balda yaşasak.

Düşüncesizce alışveriş yapsak, ay sonunun gelmesinden korkmayarak, dilediğimiz herşeyi alsak.

Özel yatımızı her sabah iç çekerek baktığımız Çırağan'ın önüne demirlesek, kucağımda bebeğim, yanımda sadık köpeğim arkamdan sarılarak beni öpen sen olsan.
Kışları İsviçre'de kayak yapsak, çam ağaçlarının çerçevelediği şalemizin mis gibi odun kokan şöminesinin karşısında yudumlasak Chateau Yquem şarabımızı.
Yazları Nice de geçirsek, Le Palm'de, karşı masamızda Bridget Bardot ''beef bourguignon'' yesek.Alışverişe Londra'ya, Paris'e gitsek.

Ah bir zengin olsak...

İKİNCİ EL

Geçenlerde katıldığım bir reiki toplantısında üstadın söylediği cümle uzun bir süre beynimi meşgul etti.''Ben hiç ikinci el eşya kullanmadım, kullanmamda'' diyordu kadın, lakin ikinci el eşyaların eski sahiplerinin enerjilerini taşıdığına inanıyordu.

Öğrencilik yıllarımda, senelerce ikinci el mağazalardan alışveriş yaptım, özellikle kitaplarım hep ikinci el oldu..
Değişik bir kokusu vardır o kitapların, bazıları nefret eder o kokudan ben severim.
Kitapların aralarında eski sahiplerinin aldıkları küçük notları, sararttıkları cümleleri tekrar tekrar okumak hoşuma gider. Kişilik analizi yapmaya çalışır hangi duygularda olduklarını anlamaya çalışırım.

Hayatımızda aslında herşey daha önceden birilerine ait olmuştur, kalbimiz, ruhumuz bile, ben eskilerin yeni ellerde daha farklı bir boyut bulacagına ve bize daha farklı tecrübeler katacağına inananlardan oldum hep.
İlişkilerde bile, hiç kimse ne ilkimiz ne sonumuz olmuştur.İşte bu yüzden seni affettim, hayatıma ikinci el olarak girmen artık beni üzmüyor, hatta beni daha iyi anladığın için hergün sana daha çok aşık oluyorum.

ŞANSINIZ BOL OLSUN

Bugun guzel haberlerin, mujdelerin verildigi bir gun...
Tatli kadinin bebegi oluyor, uzun zamandir gelmesini diledikleri, ugruna aylarca gozyasi doktugu bebegi nihayet dunyaya gelmeye karar vermis,, evet cok nazlandi, birazda anne babasini uzdu ama herseye deger..Girayima arkadas geliyor, sansi acik olsun..

Ayrica bugun Adnan Murat`i gorme serefine nail oldum, henuz 2 haftalik, mis gibi kokusunu icime cektim..Yumuk yumuk bir surati kucucuk elleri var, surekli uyku halinde, aman allahim dunyada bundan guzel bir sey olabilirmi ??Seninde bahtin acik olsun bebegim.. Umarim hayatin hep guzel yanlarini gorursun..

ÇAĞRIŞIM-1

Hicbir donemimde cok istahli biri olmadim, buna hamileligimde dahil, ama olmazsa olmazlarim vardir, zaman zaman yemekten mutlu mesut oldugum bazi ozel tatlarim, ve bana cagristirdiği anilar...
Mesela, firindan cikmis ekmegin uzerine surulmus sanayag (sanayag o zamanlar masumdu, her okul sonrasi 2 dilim sanayagli ekmek annemin vazgeçilmeziydi) bana Fatih gunlerini hatirlatir, her ne kadar artik sanayagli ekmek yemeyi midem kaldirmiyorsada, firindan yeni cikmis ekmegin mis gibi kokusu, Kemalettin Tugculu cocukluk gunlerimin unutamadigim tadiydi..

Kazandibinin yeri daha farklidir, Istiklal Caddesinin ve kolej yillarimin vazgecilmez tadidir..
1 tane siparis edilip 5 kisi tarafindan yenilen kazandibinin lezzetine varilmaz... Hele birde Sarayda yeniliyorsa...
Kazandibi bana kut kesilmis, kukuletayla tutturulmus saclarimi, 58 numara ince coraplarimi, Madonnayi, sari renkli sony walkmanimi ve herseyden onemlisi ilk kalp kirikligimi hatirlatir...

Cafe Rouge, fransiz sogan corbasi Londra gunlerimi, hayallerimi, Turkiye ve aile ozlemimi, North Finchley deki yuksek tavanli soguk evimi, uyuz komsularim Justin ve Shelly`i ve belkide o an hissetmedigim simdi ozlemini cektigim ozgurlugumu hatirlatir...

Hayatta yeni tatlar monumuze yeni anilarla eklenmeye devam ediyor....Hayat guzel, yemek yemek guzel, nice yeni guzel tatlara ve anilara...

GİGİ

Hazırlıksız yakalandım aslında... Planlı değildi Girayım, evet çok istiyordum ama zamanı konusunda hep bir endişem vardı..

Gerçekten büyük bir sorumluluk, maddi, manevi.. Hele taşımayı bilmeyenler için çok ağır bir yük.. Hayatımın düzeni, duygularım, inançlarım tamamen değişti...

İş hayatında nedenli hırslı ve düzenli olduğumu, çoğu şeyden önce işimin geldiğini beni tanıyanlar bilir... Evet sorumluluk duygusuyla şu anda evden çalışıyorum, ama elimde olsa bir an bile tereddüt etmeden herşeyi, ama herşeyi bırakırım oğlumla birlikte olabilmek için...
Kariyerde yaparım çocukta palavraları bana göre değilmiş...Oğlumun en güzel zamanlarını, ilklerini kaçırmak istemiyorum, herşeyi onunla yaşamak istiyorum..