Dun gece eve girereken garaj kapisinin yanina birakilmis bir cift yeni siyah kadin ayakkabisi dikkatimi cekti... Ben onlara nine ayakkabisi derim, ortopedik cirkin gorunuslu ayakkabilardan..
Birisi ayakkabisini burda unutmus diyecek oldum ki, ablam yazik sanirim apartmandan birisi vefat etmis dedi... Google dan arastirdim, gelenekmis, olmus kisinin ayakkabisi disari birakilirmis bir sekilde cevreye bildirme sekliymis...
4 sene boyunca ayni apartmanda oturdugumuz halde hic karsilasmadigim Rezzan Teyze`ye; Ruhun sad olsun.
------------------------------
Cok uzun yillar onceydi, yazdi sanirim... Cok yogun calistigim bir donemdi.. Deliler gibi calisiyordum... Sonra bir gun bayilacak gibi oldum, hastaneye kaldirmislar arkadaslar, o zamandan sonra bayilmaktan korkar olmus, enteresan duygular hissetmeye baslamistim,, terlemeler, kalp carpintilari, bulaniklik hissi... Cok Doktora gittim, hastalik hastasi bir insan degildim ama yanlis bir seylerin oldugunu anliyordum... En sonunda panik atagin bilmem kacinci evresini gecirdigim soylendi...
Bir kac ilginc psikiyatrist gorusmesi, sacma sapan ilaclar bu hastaliktan kendimi sadece kendimin kurtaracagini anlamama yetti..
Herkesin yaptigi ise saygim var, ama cok yakin bir aile dostumuz olan beyin cerrahi Sukru amcanin, kafa doktorlariyla ilgili bir tespiti vardir...`` Yumurta hafif catlak olabilir ama ona ne kadar cok dokunursaniz o kadar cabuk kirilir``..
--------------------------
Sirlarimiz var, belli tek basina tasimak ona cok agir geliyor birisiyle konusma ihtiyaci duyuyor.. Soyleyebilecegim cok sey yok, ama yapacagim cok sey var, sevgi ve guven her zorlugu asiyor...
I WOULD HURL WORDS INTO THIS DARKNESS AND WAIT FOR AN ECHO,AND IF AN ECHO SOUNDED, NO MATTER HOW FAINTLY, I WOULD SEND OTHER WORDS TO TELL,TO MARCH, TO FIGHT, TO CREATE A SENSE OF HUNGER FOR LIFE THAT GNAWS IN US ALL..
26 Şubat 2010 Cuma
8 Şubat 2010 Pazartesi

Cok sey hayal ettim bu hayatta, gerceklestirebildiklerim icin sukrettim yapamadiklarim icin isyan etmedim ; kader kisvesi altinda kabul ettim...
Oysa ben 30` lu yaslarda NY `da 5. cadde uzerinde bulunan en gorkemli gokdeleninin bilmem kacinci katinda yasayan unlu bir yazar olacaktim, belkide ``en iyi senaryo dalinda`` Oskari kazanmis ilk Turk olup,entel dantel alemlere dalacak, kimi zaman simarik zengin bunalimlarina girip dibe vuracak, sonra belki teselliyi baska seylerde arayip tekrar dogacaktim...
Ordan oraya savrulacagimi sanmistim; bilakis uzun vadeli oldu herseyim...
Olmadi, olmadigi gibi neyden kactiysam ona yakalandim, mizac itibariyla, dul adam almam dedim gittim bonusu olan bir dul ile evlendim... Oysa bilmem kac kez dilimi isirip, tahtalara vurup, kulaklarimi cekmistim...
Pismanmiyim??? Asla... Yuzlerce kez gelmis olsaydim bu dunyaya hic tereddutsuz yine onu isterdim..
Isyankarligima sahitler tek kocada kalmaz bu demislerdi, yanildilar... Bes parmagimin sayisini gecmedi ask sandigim asklarim...
Simdi dimdik duruyorum durdugum yerde, oyle bir yer ki , lavanta bahceleri gibi en guzel rengi ve en sevdigim kokuyu barindiriyor..
31 Aralık 2009 Perşembe

Dün hayatımda ilk defa nikah şahitliği yaptım... Ne gelini ne damadı tanıyorum... Damat Lubnanlı gelin taa Tataristandan gelmiş... Onlarda birbirlerini pek iyi tanımıyor gibiydiler, ortak konuştukları bir dil bile yoktu... Ama çok mutlu görünüyorlardı... Belkide birbirlerini iyi anlamamaları onlar için artı bir şeydir:)))
Nikahımda hep Fat'ın şahidim olmasını isterdim, ne Fat oldu ne de tanıdığım biri... Romada akıllı kardeşlerim ve arkadaslarım kimliklerini yanlarında getirmeyince şahit koltuklarına konsolosluktan isimlerini hatırlamadığım ama hala minnetle andığım iki bey oturmuştu... Eeee niyet ve kısmet olayı...
Her ne kadar nikah şahitleri iyi ve uzun evlilikler yapmış insanlar arasından seçiliyor olsada, ben biraz çömezim.. Uzun değil ama en azindan iyi bir evliliğim var..
------------------------------------
Sen benim neyim oluyorsun??? diye sordu aniden...
Herseyini paylasabilecegin bir arkadas dedim... Daha fazlasini olmak istiyor gibi yuzume bakti...
Herseyimsin dedim..
peki oyleyse dedi ve gitti...
28 Aralık 2009 Pazartesi
13 Aralık 2009 Pazar
Bir kız tanıyorum.. Aslında uzun zamandır hayatımda ama degeri daha farklilasti gözümde son yıllarda..
İyi insan aslında kocaman kalbi var ama kendini kötü olmaya zorlayanlardan bazen.. Gençliğine, yasamamisligina veriyorum çok uzun durmuyor kızmalarım..
Onuda anlıyorum,herkesi anlamayı, olduğu gibi kabul etmeyi gorev edinmiş ben, belkide kimsenin inanamayacagi büyüklük ve olgunluk göstererek anlıyorum hayatımdaki insanları.. Çok arkadasım oldu..belkide en fazla yararını gördüğüm hayır duasını aldığım dost bu.. Beni içten pazarliksiz sevdiğini biliyorum..
Hayatta gorecek cok seyin olacaktir, guzel seyleri gormen dilegiyle..
İyi insan aslında kocaman kalbi var ama kendini kötü olmaya zorlayanlardan bazen.. Gençliğine, yasamamisligina veriyorum çok uzun durmuyor kızmalarım..
Onuda anlıyorum,herkesi anlamayı, olduğu gibi kabul etmeyi gorev edinmiş ben, belkide kimsenin inanamayacagi büyüklük ve olgunluk göstererek anlıyorum hayatımdaki insanları.. Çok arkadasım oldu..belkide en fazla yararını gördüğüm hayır duasını aldığım dost bu.. Beni içten pazarliksiz sevdiğini biliyorum..
Hayatta gorecek cok seyin olacaktir, guzel seyleri gormen dilegiyle..
2 Aralık 2009 Çarşamba
1 Aralık 2009 Salı

Cok uzun yatamadin o kanepenin ustunde, ama sen gittikten sonra cok bakip agladik o noktaya... Biliyorduk bazi gunler gozlerini kapatip uyuyor numarasi yaptiginda aslinda bizi dinledigini, sana guya caktirmamaya calisiyorduk ama sen zaten coktan anlamistin zamanin geldigini, ara sira cabaliyordun ama yinede ne yapsak ne etsek kaldiramadik huzun bulutlarini o guzel gozlerinden..
Sen gittin cok uzun zaman dedem yatti o kanepede, cikmamis candan umut kesilmez misali, bencilce yasatmaya calistik makinelerle, bir nefesi yeter diyorduk ama ne nefesi kalmisti ne sicakligi.. Cok cabaladi hatta senden daha fazla direndi olume ama onunda zamani gelmisti..
Simdi ayni kanepede sen yatiyorsun,, korkuyorum, ama biliyorum daha zaman dolmadi....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

